262020Ara

Cildimiz Günün Saatlerinden Nasıl Etkilenir? “Cilt Saati”, “Cilt Jetlagı” Nedir?

Ritmik bir dünyada yaşıyoruz. Evrendeki tüm canlıların, insanların günlük yaşam ritimleri (sirkadiyen ritim) ve bu ritimlerle uyumlu biyolojik saatleri, iç zamanlama sistemleri,  iç saatleri vardır.   Güneşin doğuşu ve batışı ile her gün bu saat yeniden ayarlanır.

 Mimozalar güneş doğunca yapraklarını açar, gece kapatır; kuşlar sabah olmadan ötmez.

Vücudumuzdaki bütün biyolojik fonksiyonlar, fizyolojik olaylar dünya saatiyle eş zamanlıdır. Uyku-uyanıklık, duygu durumu, zihinsel-fiziksel performans, hormon üretimi, açlık-tokluk, yapım-onarım, toksinlerden arınma, ısı düzenlenmesi, sindirim, büyüme ve benzeri aklınıza gelen diğer bütün fonksiyonlar gece-gündüz döngüsünün kontrolündedir. Ayarı, dünyanın en düzgün çalışan saati güneşe göre yapılır.  Bu zamanlama sisteminin ana merkezi beyindedir. Ayrıca organlarımızın, cildimizin ve her bir hücrenin kendine ait “iç saatleri”, günlük ritimleri ve programları vardır.

 Merkezî saat ile iç saatler uyum sağlayamazsa ne olur?

Merkezî saatten çıkan iletiler, hormonlar ve sinir iletişim ağı ile hücre ve organlardaki küçük saatlere eş zamanlı iletilir.  Sinyal iletiminde uyumsuzluk olur, gün döngüsü kayarsa sistem ileriye sarar. Bunun en güçlü örneği, uzun mesafe uçuşlarındaki “jetlag” veya nöbetli çalışma sistemidir. Bu duruma en erken  (24 saat içinde) uyum sağlayan organ beyindir ancak, iç saatlerin adaptasyonu için en az sekiz gün geçmesi gerekir.

Kıssadan hisse; bir gece bile olsa kötü ve yetersiz bir uyku insana zarar verir; sistem ayarlarınızı bozup bir hafta çekersiniz. Bu durum “sosyal jetlag” olarak tanımlanır. Cildimize etkisine ise yani, cildin iç saati ile merkezî saat arasındaki uyumun bozulmasına  “cildin jetlagı” denir.

 Cilt ritmini nasıl ayarlar?

Cildimizin de epidermal kök hücrelerinin kendilerine ait milyonlarca küçük saati vardır. Tıpkı diğer çevre saatler gibi beyindeki (ana merkezdeki) saat ile senkronizedir ve güneş ışığına göre günlük olarak ayarlanır.  Gündüz, güneş ışınları, toksinler ve diğer çevresel zararlara karşı kendini korur. Gece ise uykuda “yeniden başlat” moduna geçer; hasarı onarır,  yenilenir, toksinlerinden arınır; âdeta kendini şarj ederek yeni güne hazırlanır.

Hastalıkların da bir ritmi var

Ne yazık ki program, gündüz ve gece işlerini aynı anda yürütemez. Yine, cildimizdeki rutin fizyolojik değişikliklerin düzeni olduğu gibi dengesizlikler ya da hastalıkların da belirli bir ritmi vardır. Cilt hastalıklarında kaşıntı ve kızarıklığın geceleri artmasının sebebi budur.

Bu nedenlerle yaşam alışkanlıklarımız (güneşe çıkmamız, uyku, beslenme düzenimiz vb.), cildimizin günlük bakım ve reçeteli ürünlerinin kullanımı cildin biyolojik saati, yaşam ritmi ile eş zamanlı olmalıdır. Hepsinin değeri  “günün doğru zamanında” uygulanırsa artar.

 Yeni bir alan: Kronotıp

Sirkadiyen ritmin keşfi, sirkadiyen biyoloji,   kronobiyoloji gibi yeni bilimlerin gelişimine,  kronotıp ismi ile yeni bir tıp dalının doğmasına neden olmuştur. Kronotıp, cilt bakımından tedavi ürünlerine ve cildin korunmasına kadar gün döngüsünü esas alan tıp bilimidir.

 Cildimizin saat ayarını hangi faktörler bozar? 

Bu saatin, ritmin şaşması (keyfimize göre müdahale ediyorsak), iç saatin aksi yönünde hareket etmek ciltte stres yanıtı oluşturur; sistemde de hatalar, aksamalar ve zaman içerisinde arızalar ortaya çıkar. Stres, genellikle stres hormonu olarak bilinen kortizolün aşırı üretimine neden olur. Yüksek kortizol seviyeleri, cildimizde yıkıma yol açar. Cildin bariyer gücünü zayıflatır, kurutur, kollajenlerini parçalar, yaşlandırır, kaşındırır, kızartır, göz altları ödemlenir, ışıltısı kaybolur; özetle yakıp yıkar! Eee daha ne olsun!..

 Güneşe evet, direkt etkisine hayır!

Ultraviyole (UV), yani güneş ışığı cildimizin karşılaştığı en büyük günlük etkidir. Evet, güneşli bir hayat yaşamalı ama direkt etkisinden kaçınmalıyız. Güneş dışında güneşi taklit eden yapay ışık kaynakları (mavi ışık, dijital, elektronik aletler), düzensiz uyku, stres, beslenme bozukluğu, karbonhidratlı besinlerin aşırı tüketimi, gece yemeleri iç saat ayarını bozar. Yapay ışık kaynaklarını gören retina, beyin ve cilt henüz gündüz olarak algılar, kendini korumaya alır; gece onarım, yenileme programına geçemez.

 Ritim bozulduğunda ne olur?

Beynimiz adapte olabilen bir organdır ama ritim bozulduğunda, diğer organlardaki, cildimizdeki milyonlarca saat itiraz eder, alarm verir. Birkaç günlük saat şaşırmalarında ciltte solukluk, ışıltı kaybı izlenir. Bozukluk iki üç haftadan daha fazla sürerse egzama, akne, sivilce, saç dökülmesi, ciltte ışıltı kaybı, matlık, leke, döküntü, yaralar ve benzeri medeniyet hastalıkları gelişir, var olan hastalıklar şiddetlenir. Gün döngüsünün ileri saymasıyla biyolojik yaşlanma hızlanır hatta DNA hasarına bağlı kansere bile neden olabilir. Yine, günde bir-dört saat arasındaki uyku eksikliğinin, beslenme düzensizliklerinin sağlıklı kişilerde pek çok biyolojik sistemi etkilediği yapılan çalışmalarda bildirilmiştir.

 Cildimiz için ne zaman ne yapmalıyız?

Öncelikle bu sorunun basit bir yanıtı yoktur.  Hiçbir tedavi, ürün, uygulama tek başına yeterli değildir. Kozmetik bilimi, cildi korumak ve oluşan hasarı onarmak için en son teknolojilere dayanan eksiksiz çözümler önermektedir. Ancak, cildimiz sağlığımızın, sağlıklı yaşam ve yaş almamızın göstergesidir. Bunun için dört temel faktöre dikkat etmeliyiz. Bunlar; uyku düzeni, beslenme, stres yönetimi ve hormonal düzendir.

 Sağlıklı yaşamı bir yaşam  biçimi olarak benimseyin; genetik ve çevresel risklerinize (ekspozomunuza) önem verin, risklerinizi  en aza indirecek yaşam biçimini seçin. Uyku düzeni ve hijyenine dikkat edin. Cilt hücrelerinin yenilenmesi, onarımı, arınması gece geç ve sabah erken saatlerde (23:00-03:00) en yüksek seviyededir. Gündüz bu program çalışmaz; hücreler, gün ışığı ile birlikte koruma programına geçer. Cildimizde uyku eksikliğinin telafisi yoktur. Desteklemek için ciltte DNA onarımını, kollajen üretimini uyaran, onaran ürünler kullanabilir ve uygulamalar yaptırabilirsiniz. Önerilerim, sabahları antioksidanlar ve koruyucu ürünleri; geceleri ise DNA onarım enzimleri, retinoidler ve diğer büyüme faktörleri, peptitler gibi onarım ürünlerini kullanmaktır. Cilt güçlendirici beslenme planı uygulayın. A, B, C, D, E gibi alfabe vitaminlerden, antioksidan, mineral ve kollajen desteklerinden yararlanın.

Mutlaka güneşten korunun; yaz kış her mevsim, güneş koruyucu ürünler kullanın.  Cilt, UV ve DNA hasarına karşı melanin üretimini artırıp leke oluşturarak ve diğer koruyucu antioksidan sistemlerini aktive ederek savaşır. Beslenmenize önem verin ve takviyelerle cildin doğal antioksidan gücünü artırın. Güneş koruyucunuzun altına, sabah antioksidan (tercihen C vitamini) serumlar kullanın. UV ışınlarının ciltte oluşturduğu zararlı etkiler günün farklı saatlerine göre değişir. Doğal antioksidan koruma sabah 07:00-11:00 arasında en yüksek seviyededir. Sabahın erken saatlerinde UV radyasyonu ciltte daha hızlı ve flaş zararlı etki (güneş yanığı, kızarıklık, yangı gibi) oluştururken öğleden sonra daha hafif etkiler. Dışarıda geçirdiğiniz saatlere dikkat edin. Ayrıca yapay ışık kaynaklarından da korunun. Dijital detoks uygulayın.

Stres hormonu kortizol, sabah uyandıktan hemen sonra günün en yüksek düzeyine ulaşır. Akşam, uyku öncesi en düşük seviyededir. Geceleri kortizol seviyesinde düşme, nem kaybı, ısı artımı ile birlikte egzama, kızarıklık-pullanmayla giden yangısal cilt hastalıklarında alevlenme, kaşıntı, pullanma, kızarıklık şiddetinde artma olur. Bu nedenle tedavide, kortizonlu kremler genellikle gece, koruyucu/bariyer onarıcı kremler ise gündüz veya gece-gündüz bir arada kullanılmalıdır.

Cildin koruyucu bariyeri, günün erken saatlerinde mekanik direnci en az, en nemsiz ve en az yağ içeriğine sahiptir. Gün içinde güçlenmeye başlar, öğleden sonra en güçlü, en yoğun nemli ve yağ içeriğinin en yüksek seviyede olduğu zaman dilimidir. Gece boyunca tekrar nemini, mekanik gücünü kaybeder. Bu döngü, cilde uygulanan ürünlerin (nemlendiriciler, kortizonlu kremler gibi kozmetik ve/veya medikal ürünler) daha fazla emilmesini ve etkilerinin artmasını sağlar. Günün erken saatlerinde bariyer fonksiyonları tekrar güçlenmeye başlar; öğleden sonra en güçlüdür.  Gece cilt bakım rutininize cildin bariyer gücünü artırıcı, yoğun nemlendiricili hiyalüronik asit, pantenol, seramid gibi aktif bileşenli nemlendiriciler ekleyin. Sabah UV ışınlarına karşı gücünü artırmak için UV koruyuculu güçlendiriciler kullanın.

Cildin kan akımı öğleden sonra artar, gece en üst seviyeye ulaşır. Bu durum, dıştan kullanılan ürünlerin hem etkinliğini hem de yan etkisini artırır. Ciltte daha hızlı etki gelişirken kan dolaşımına da daha fazla geçebilir.

Yağ bezlerinin üretimi gece azalır, sabah saat 04:00’da en düşüktür. Sabah yağ salgısının az olması; ciltte kuruma, pullanma, incelme, hassasiyet ve kaşıntıyla sonuçlanır.  Bu nedenle, cildi, sabah doğal yağ içeriğini yok eden temizleyicilerle yıkamak uygun değildir, su ile yıkanması ya da çok yumuşak temizleyicilerin kullanılması önerilir. İlerleyen saatlerde cildimiz güneşten ve çevresel saldırganlardan korunmak için yağ üretimini hızla artırır;  saat 12:00-15:00 arasında zirve yapar.  Yağ bezlerinin en yoğun olduğu bölge, yüzde parlamalara sebep olabilir. Aşırı yağ salgısı yumuşak bir peçeteyle alınabilir. Günde iki kezden fazla yıkamak uygun değildir.  Akşamları ise sabah saatlerinden farklı olarak aşırı sebumu, toksinleri, makyaj kalıntılarını ve çevresel kirlilikleri arındıran daha yoğun bir temizleyici kullanılmalıdır.

Cildin ısısı geceleri, uykuda en yüksek düzeydedir. Sabah erken saatlerde düşer, öğleden sonra tekrar artmaya başlar. Cilt ısısında yükselme sonucu su kaybı artar; cilt nemini kaybeder, kurur. Bu nedenle mutlaka cildin içeriden ve dışarıdan nemlendirilmesi gereklidir. Ayrıca yatak odasının ısısı çok yüksek olmamalı ve iyi havalandırılmalıdır.

 Şu an cildinizin nasıl göründüğünü ve gelecekte ne durumda olacağını düşünüyorsanız,  adres dermatoloğunuz; ayrıntılar ise hekiminizin sağlıklı yaşam, cilt kalitesinin korunması ya da iyileştirilmesi için yapacağı size özel uygun tedavi planlamasıdır.

 Kaynaklar

Eken A. Cildime Neler Oluyor? 2020. p.197.
J Clin Aesthet Dermatol. 2019;12(9):42-4.
Lyons AB, Moy L, Moy R, Tung R.  Circadian rhythm and the skin: a review of the literature. J Clin Aesthet Dermatol. 2019;12(9):42-5. PMID: 31641418
Matsui MS, Pelle E, Dong K, Pernodet N. Biological rhythms in the skin. Int J Mol Sci. 2016;17(6):801. PMID: 27231897
Sherratt MJ, Hopkinson L, Naven M, Hibbert SA, Ozols M, Eckersley A, et al. Circadian rhythms in skin and other elastic tissues. Matrix Biol. 2019;84:97-110.  PMID: 31422155