232021May

Stres, Cilt Hastalıkları ve Yaşlanmasında Sebep mi Sonuç mu?

“Nasıl hayır deneceğini öğrenmediğinizde, bedeniniz sizin yerinize hayır demeye başlar.
Nasıl mı? Kendini hasta ederek.” Gabor Mate

Stres, çağdaş yaşamla iç içe geçmiş olup sadece duygusal ve zihinsel olarak algılanmamalıdır.  Çevreden kaynaklanan olumsuz faktörler,  yaşam tarzı, düzensiz uyku, beslenme bozuklukları, hormonal düzensizlikler, kullanılan ilaçlar, kandaki vitamin ve mineral düzeylerinin hepsi vücut  tarafından stres olarak algılanır. Araştırmalar, stresli insanların hücrelerinin 10 yıl daha yaşlı olduğunu göstermiştir.

Cildimiz yaşam boyunca, duygusal stresin yanı sıra diğer organlardan farklı olarak her an çevresel pek çok stres faktörü (stresör)  ile de karşı karşıyadır. Ani bir öfke ve korku karşısında terler, kızarır ya da tam tersi solar, beyazlaşır; “korkudan beti benzi atmak” ya da  “sinirden kıpkırmızı olmak” deyimleri cildin strese karşı yanıtını açıklar.

Yanıt olarak stres,  “cilt, saç ve tırnaklarımızın sağlığının korunmasında, sürdürülebilmesinde, hastalıklarında ve yaşlanmasında hem sebep hem de sonuçtur.”

Öfkeli ve stresli zamanlarda yüz, özellikle alın kaslarımız gerilir. Aşırı kas hareketleri, genellikle 30-35 yaşından sonra endişe ve kızgınlıkla beraber kaş çatma (kızgınlık çizgileri),  alında “stres çizgilerine” dönüşür. Cilt, kronik gerginlik-stres sırasında oksijen ve beslenme sıkıntısı çeker, bu da hücre hasarına, yaşlanma belirtilerine zemin hazırlar.

Cildin neresinde ne şekilde bir yakınma çıkacağı tesadüfi değildir…

Cilt her türlü stresörle karşılaştığında erken ya da geç tepki gösterir; size uyarı gönderir.  Kızarır, kabarır, kaşınır, kurur, pullanır, terler, sivilcelenir, lekelenir, saç döker, yaralar geç iyileşir. Pek çok yangısal cilt hastalığı (egzama, sedef, alerjiler…) başlayabilir, daha önceden olanlar tetiklenebilir, şiddetlenir veya kronikleşir.  Strese tekrar tekrar maruz kalma sonucu cilt esnekliğini, ışıltısını kaybeder,  yaşlanır.

 

Sağlığımızı ve bütünlüğümüzü tehdit eden her şey bizim için stres kaynağıdır…

Cildimiz,  stres uyaranları arasında seçici davranmaz, aynı yanıt ile karşılık verir. Zihinsel stres, hava değişimi, korku, endişe, uyku düzensizliği, hastalıklar, toksinler, kötü beslenme, sigara-alkol tüketimi,  güneş ışınları, hava kirliliği, uygunsuz kozmetik kullanımı… Hiç fark etmez. Farklı olmayan tek şey,  cildin bütün bu faktörler karşısında endişe duyması, paniğe kapılıp kendi koruyucu sistemlerini kullanarak kendini savunmaya çalışması;  yanıt vermesidir. Bu yanıtın yansıması ise her ciltte farklıdır. Bir başka deyişle, yakınmalarımız ya da hastalıklarımız vücudumuz tarafından bize gönderilmiş birer sinyaldir. Bu sinyal; saç dökülmesi, tırnak kırılması, yüzümüzde leke olabildiği gibi şiddetli kaşıntı, döküntü ya da tüm vücudumuzda beyaz lekeler, kabartılar şeklinde de olabilir. Arıza lambası yanmaya başlamıştır. Bu lambayı ilaç ya da kremlerle devre dışı bırakmak yarar sağlamaz, aksine şikâyetlerimizin kronikleşmesine, arızanın daha da büyümesine neden olur. Öncelikle perde arkasını yani kök nedenleri araştırmalıyız. Bu arızanın nedeni kendimizle, yediklerimiz içtiklerimizle, düşüncelerimizle, birlikte yaşadığımız kişilerle hatta annemizin, anneannemizin yaşamları gibi geçmişteki daha pek çok şeyle ilgili olabilir. Bazen cilt ile ilgili sorunların kendisi de tek başına ya da dolaylı olarak stres uyaranı olabilir. Bazı insanlar nasıl göründükleri konusunda kendilerini çok kötü hissederler ki bu da daha fazla stres, anksiyete yaratır; kişiyi kısır döngüye sokar.

Önemli olan, tüm bunların zararlı yansımalarını yaşam şeklimizde yapacağımız değişimlerle ortadan kaldırmaktır. İşte, burada doktorunuz sizin yol arkadaşınızdır.

Stres hormonu kortizol, “Kendini tüket, bitir ama şu işten kurtul!” diyor…

Vücudumuzda duygusal stresi, stres algılama organı olan beyinden cilde, çevresel stresi de ciltten beyne ileten ve  “beyin-cilt iletişimi” denilen çift yönlü bir alarm sistemi vardır.

Bu sistemde iletişim hormonlar aracılığıyla sağlanır; en önemli iletişim, stres hormonu olarak bilinen “kortizol”dür.

Vücut stresle karşılaştığında kortizol salgılanmasını artırarak çevre dokulara, organlara akut stres yanıtı olan “Kendini tüket, bitir ama şu işten kurtul!” emrini iletir. Bu yanıt,   vücudun sağlığını koruyabilmesi ve sürdürebilmesi için gerekli olan strese uyum (hayatta kalım) mekanizması olup kronik streste enerji depolama reaksiyonu şeklinde ortaya çıkabilir.  Amaç, vücudu enerji yüklü, güç toplamış ve stresle baş etmeye, yani dövüşmeye hazır hâle getirmektir. Artık kortizol, vücudumuzun tüm hormon iletişim ağ sisteminin yönetim kumandasını ele geçirmiştir.  Fonksiyonunu etkilemediği hiçbir organ, hücre bırakmaz. Kasları, kemikleri, cildin en önemli destek proteini olan kollajeni ve bütün diğer vücut proteinlerini yıkar, parçalar. Enerji sağlamak için kan şekerini ve insülini yükseltir. Ciltte yağ salınımı artar.

Stresin yanında “insülin” hediyesi!

Strese uyum yanıtı olarak artmış kortizol, insülin ve kan şekeri düzeyini artırır. Şeker,  tüm organlarda olmak üzere cildimizde de “kırık cam parçaları” gibi harabiyete neden olur; yangısal cilt hastalıklarını başlatır, şiddetlendirir, saçımızdan tırnağımıza kadar etkiler, cildimizi yaşlandırır, yaşam süresini kısaltır.

Stresten tamamen kaçınmak çok mümkün değil, ancak baş edebilir, yönetebilirsiniz…

Çağdaş yaşam koşullarında stres ne yazık ki her an bizimle birlikte. Stresten tamamen kaçınmak çok olası değil, ancak yönetmenin yollarını deneyebilirsiniz. Burada doktorunuz, sizin yol arkadaşınızdır; kanıta dayalı tedavi seçenekleri sunar, antrenörünüz, yoldaşınız olur.  Yapmanız gereken, bütünsel sağlık yaklaşımını tüm yaşantınıza adapte etmektir.

Cildiniz için;

►Yorgun veya stresli olsanız bile cilt bakımına önem verin. Cildin koruyucu bariyer özelliğini güçlendirin.

►Güneş ışınlarından ve yapay ışık kaynaklarından korunun.

►Günlük, haftalık rutin bakımlarınıza özen gösterin. Kozmetik ürün ve uygulamalardan yardım alın.

►Fiziksel aktivitenizi artırın. Özellikle stresli anlarda daha fazla hareket edin.

►Cilt güçlendirici beslenme planı uygulayın. Şekerli, unlu gıdalar tüketmeyin.

►Uyku kalitenize önem verin, “güneş saati”  ile uyumlu yaşayın.

Tüm bunların yanında meditasyon, hobi çalışmaları, sosyalleşmek, maneviyatı artırmak da faydalı olacaktır. Ayrıca psikolojik tedavi yöntemlerinin duygusal stres kaynaklı cilt hastalıkları üzerinde olumlu etkileri olabileceği de gösterilmiştir.

Kaynaklar
 
Arck PC, Slominski A, Theoharides TC, Peters EMJ, Paus R. Neuroimmunology of stress: skin takes center stage. J Invest Dermatol. 2006;126(8):1697-704. PMID: 16845409
Dr. Serap Altekin. Stres Sebep mi Sonuç mu? Online Webinar eğitim programı, 3.5.2021/alıntı.
 Eken A. Cildime Neler Oluyor? Cilt Sağlığının İçten Dışa Yönetimi. 1. Baskı. İstanbul: Siyah Kitap; 2020. p.197.
https://www.health.harvard.edu/blog/stress-may-be-getting-to-your-skin-but-its-not-a-one-way-street-2
Martins AM, Ascenso A, Ribeiro HM,  Marto J.  The brain-skin connection and the pathogenesis of psoriasis: a review with a focus on the serotonergic system. Cells. 2020;9(4):796. PMID: 32224981
Tursen U. Stress, hormones and skin. Dermatose. 2011;2(2):308-19.