32021Şub

Mutfağınızdaki tehlikeler; En güzel tat ve kokulu kimyasal tepkimeler

Mangalda iyi pişmiş hatta yanmış pirzola, derisi kızarmış  ızgara balık, kıtır kıtır kuzu kavurma….Ekmeğin ya da simidin kızarmış kabuğu, kekin ya da böreğin kahverengi üst kabuğu, fırın sütlacın üstü, un ve yağın kavrulmasıyla yapılan un helvası, pilav tenceresinin tutmuş dibi… Tatları ve kokuları güzeldir; ama sonucunda sizi nelerin beklediğini biliyor musunuz?

 Glikasyon,  yüksek ısıda ve nemsiz ortamda pişirme yöntemleri sonucu oluşur; ortaya AGE (Advanced glycation end product) denilen yapışkan zararlı maddeler çıkar. Cildimizin, diğer organlarımızın, iskeletimizin en önemli destek proteini olan kollajene ve elastine zamk gibi yapışır. Vücutta artan AGE’ler sadece cilt proteinlerine bağlanmaz, âdeta dolaşımda “kırık cam parçaları gibi” hareket ederek her dokuya, damara, organa yapışır. Diyabetten Alzheimer’a, kalp-damar hastalıkları vb. pek çok kronik hastalığa neden olur, yaşam süresini kısaltır.

 Maillard reaksiyonu ise  glikasyon olayının daha da ilerisi, hani “kötünün de kötüsü” ya da annelerimizin tabiriyle “beterin de beteri” bir tepkimedir. Renk değiştirme, karemelleşmedir, o  güzel aromalı kokusundan çıkaracaksınız. Ortaya “akrilamid” isimli madde çıkar. Bu, AGE’lerin zararlı etkilerinin üzerine ek olarak kanserojendir, DNA üzerinde toksik etkisi vardır. Burnunu sokmadığı hiçbir hücre, organ, sistem bırakmaz; cildimizden böbreklerimize, karaciğerimizden beynimize kadar bütün organlarımıza hasar verir, hastalandırır, yaşlandırır, kanser yapar!

Bu nedenle, yemeklerinizi mümkün olduğu kadar düşük ısıda hazırlayıp, kızartma işlemlerinden kaçının…