<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doç. Dr. Alev Eken - Deri Hastalıkları Uzmanı &#187; soğuk hava</title>
	<atom:link href="https://www.aleveken.com/tag/soguk-hava/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.aleveken.com</link>
	<description>Deri Hastalıkları Uzmanı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Apr 2026 08:43:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=4.0</generator>
	<item>
		<title>Soğuk yanığı (Soğuk ısırması, Donma)</title>
		<link>https://www.aleveken.com/blog/soguk-yanigi-soguk-isirmasi-donma/</link>
		<comments>https://www.aleveken.com/blog/soguk-yanigi-soguk-isirmasi-donma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 10:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Alev Eken]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[donma]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk ısırması]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk yanığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.aleveken.com/?p=3097</guid>
		<description><![CDATA[Sıcak gibi soğuk da cildimizde yanıklara, hasara neden olabilir. Vücudunuzu nasıl sıcak tutabilir, soğuk havanın dondurucu etkisinden nasıl koruyabilirsiniz?  1) Vücut ısınızı katmanlar arasına hapsedin. Giysileriniz bol, hafif, rahat olsun. Kat kat giyinin. Bu şekilde giyinmek vücut ısısının katmanlar arasında kalmasını sağlar. İlk katman, nemi vücudunuzdan uzaklaştıran sentetik bir malzemeden olmalıdır. Bir sonraki katman yalıtım sağlamalıdır....]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4>Sıcak gibi soğuk da cildimizde yanıklara, hasara neden olabilir.</h4>
<h4>Vücudunuzu nasıl sıcak tutabilir, soğuk havanın dondurucu etkisinden nasıl koruyabilirsiniz?</h4>
<h4> 1) Vücut ısınızı katmanlar arasına hapsedin.</h4>
<h4>Giysileriniz bol, hafif, rahat olsun. Kat kat giyinin. Bu şekilde giyinmek vücut ısısının katmanlar arasında kalmasını sağlar. İlk katman, nemi vücudunuzdan uzaklaştıran sentetik bir malzemeden olmalıdır. Bir sonraki katman yalıtım sağlamalıdır. Yün ya da tüylü kumaşlar iyi yalıtkandır ve pamuğa göre vücut ısısını daha fazla tutarlar. Üst katman rüzgar ve su geçirmez olmalıdır. Bacaklarınızı da kapatan bir mont ve kayak pantolonları soğuk havada yapacağınız faaliyet boyunca vücudunuzun kuru ve ılık kalmasına yardımcı olur.</h4>
<h4> 2) Ayaklarınızı ve ayak parmaklarınızı koruyun.</h4>
<h4>Ayaklarınızı ve  parmaklarınızı korumak için iki kat çorap giyin. İlk giydiğiniz, yani cildinizle temas eden çorap nem tutan bir kumaştan yapılmış olmalıdır. Bunun üzerine yün ya da yün karışımı bir çorap daha giyin. Giydiğiniz botların da yeterli yalıtımı sağlaması önemlidir. Botlar su geçirmez olmalı, ayak bileklerinizi de kapatmalıdır. Dar giysiler donma riskini arttırdığından ayağınızı hiçbir şeyin sıkmadığından emin olun.</h4>
<h4> 3) Başınızı koruyun.</h4>
<h4>Kulaklarınızı ve başınızı korumak için de yün ya da tüylü kumaşlardan yapılmış bereler kullanın. Aşırı soğuk bir günde dışarıda olmanız gerekiyorsa yüzünüzü atkıyla ya da yüz maskesiyle kapatın. Böylece soluduğunuz havayı daha ılık hale getirirsiniz; burnunuz ve yüzünüzün donmasını engellemiş olursunuz.</h4>
<h4> 4.) Ellerinizi koruyun.</h4>
<h4>Ellerinizi soğuktan korumak için koruyucu eldivenlerden yararlanın.</h4>
<h4> 5) Botlarınız ya da giysinizin içine kar girmediğinden emin olun.</h4>
<h4>Islak giysiler donma riskini artırır. Dışarıdayken terlemeye başlarsanız, aktivitenizi azaltın ya da giysinizin fermuarını biraz açın.</h4>
<h4> 6) Susuz kalmayın. Vücudunuzun su dengesini önemseyin.</h4>
<h4>Susuz kalmak da donma riskini arttırır. Susamış olmasanız bile, dışarı çıkmadan önce en az bir bardak su için. Açık havada egzersiz yapacaksanız daima öncesinde su ya da sporcu içeceği tüketin. Alkolden uzak durun çünkü alkol de donma riskini arttırır.</h4>
<h4> 7) Donma belirtilerinin farkında olun.</h4>
<h4>Kızarıklık, yanma, batma, zonklama, karıncalanma ve ardından uyuşma, donmanın ilk belirtileridir. Hemen kapalı ortama girin. Donma belirtileri yaşarsanız, yavaş yavaş cildinizi ısıtın. Donmuş cildi kesinlikle ovalamayın. Ellerinizi ve ayaklarınızı doğrudan sıcak suya sokmayın. Ilık su veya ılık bir bez kullanın.</h4>
<h4>Tüm bunlara rağmen his kaybı yaşıyorsanız ya da cildiniz grileşmeye başlarsa hemen bir acil servise gidin.</h4>
<p>https://www.aad.org/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aleveken.com/blog/soguk-yanigi-soguk-isirmasi-donma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cildimiz Günün Saatlerinden Nasıl Etkilenir?     &#8220;Cilt Saati&#8221;, &#8220;Cilt Jetlagı&#8221;  Nedir?</title>
		<link>https://www.aleveken.com/blog/kis-mevsiminde-cildinizi-sabotaj-faktorlerinden-korumak-icin-7-oneri/</link>
		<comments>https://www.aleveken.com/blog/kis-mevsiminde-cildinizi-sabotaj-faktorlerinden-korumak-icin-7-oneri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2021 05:25:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Alev Eken]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aleveken.com/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Ritmik bir dünyada yaşıyoruz. Evrendeki tüm canlıların, insanların günlük yaşam ritimleri (sirkadiyen ritim) ve bu ritimlerle uyumlu biyolojik saatleri, iç zamanlama sistemleri,  iç saatleri vardır.   Güneşin doğuşu ve batışı ile her gün bu saat yeniden ayarlanır.  Mimozalar güneş doğunca yapraklarını açar, gece kapatır; kuşlar sabah olmadan ötmez. Vücudumuzdaki bütün biyolojik fonksiyonlar, fizyolojik olaylar dünya saatiyle...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4><em>Ritmik bir dünyada yaşıyoruz. Evrendeki tüm canlıların, insanların günlük yaşam ritimleri (sirkadiyen ritim) ve bu ritimlerle uyumlu biyolojik saatleri, iç zamanlama sistemleri,  iç saatleri vardır.   Güneşin doğuşu ve batışı ile her gün bu saat yeniden ayarlanır.</em></h4>
<h4><em> </em><em>Mimozalar güneş doğunca yapraklarını açar, gece kapatır; kuşlar sabah olmadan ötmez.</em></h4>
<h4>Vücudumuzdaki bütün biyolojik fonksiyonlar, fizyolojik olaylar dünya saatiyle eş zamanlıdır. Uyku-uyanıklık, duygu durumu, zihinsel-fiziksel performans, hormon üretimi, açlık-tokluk, yapım-onarım, toksinlerden arınma, ısı düzenlenmesi, sindirim, büyüme ve benzeri aklınıza gelen diğer bütün fonksiyonlar gece-gündüz döngüsünün kontrolündedir. Ayarı, dünyanın en düzgün çalışan saati güneşe göre yapılır.  Bu zamanlama sisteminin ana merkezi beyindedir. Ayrıca organlarımızın, cildimizin ve her bir hücrenin kendine ait “iç saatleri”, günlük ritimleri ve programları vardır.</h4>
<h4> <strong>Merkezî saat ile iç saatler uyum sağlayamazsa ne olur?</strong></h4>
<h4>Merkezî saatten çıkan iletiler, hormonlar ve sinir iletişim ağı ile hücre ve organlardaki küçük saatlere eş zamanlı iletilir.  Sinyal iletiminde uyumsuzluk olur, gün döngüsü kayarsa sistem ileriye sarar. Bunun en güçlü örneği, uzun mesafe uçuşlarındaki “jetlag” veya nöbetli çalışma sistemidir. Bu duruma en erken  (24 saat içinde) uyum sağlayan organ beyindir ancak, iç saatlerin adaptasyonu için en az sekiz gün geçmesi gerekir.</h4>
<h4><em>Kıssadan hisse; bir gece bile olsa kötü ve yetersiz bir uyku insana zarar verir; sistem ayarlarınızı bozup bir hafta çekersiniz. Bu durum “sosyal jetlag” olarak tanımlanır. Cildimize etkisine ise yani, cildin iç saati ile merkezî saat arasındaki uyumun bozulmasına  “cildin jetlagı” denir.</em></h4>
<h4><em> </em><strong>Cilt ritmini nasıl ayarlar?</strong></h4>
<h4>Cildimizin de epidermal kök hücrelerinin kendilerine ait milyonlarca küçük saati vardır. Tıpkı diğer çevre saatler gibi beyindeki (ana merkezdeki) saat ile senkronizedir ve güneş ışığına göre günlük olarak ayarlanır.  Gündüz, güneş ışınları, toksinler ve diğer çevresel zararlara karşı kendini korur. Gece ise uykuda “yeniden başlat” moduna geçer; hasarı onarır,  yenilenir, toksinlerinden arınır; âdeta kendini şarj ederek yeni güne hazırlanır.</h4>
<h4><strong>Hastalıkların da bir ritmi var</strong></h4>
<h4>Ne yazık ki program, gündüz ve gece işlerini aynı anda yürütemez. Yine, cildimizdeki rutin fizyolojik değişikliklerin düzeni olduğu gibi dengesizlikler ya da hastalıkların da belirli bir ritmi vardır. Cilt hastalıklarında kaşıntı ve kızarıklığın geceleri artmasının sebebi budur.</h4>
<h4>Bu nedenlerle yaşam alışkanlıklarımız (güneşe çıkmamız, uyku, beslenme düzenimiz vb.), cildimizin günlük bakım ve reçeteli ürünlerinin kullanımı cildin biyolojik saati, yaşam ritmi ile eş zamanlı olmalıdır. Hepsinin değeri  “günün doğru zamanında” uygulanırsa artar.</h4>
<h4> <strong>Yeni bir alan: Kronotıp</strong></h4>
<h4>Sirkadiyen ritmin keşfi, sirkadiyen biyoloji,   kronobiyoloji gibi yeni bilimlerin gelişimine,  kronotıp ismi ile yeni bir tıp dalının doğmasına neden olmuştur. Kronotıp, cilt bakımından tedavi ürünlerine ve cildin korunmasına kadar gün döngüsünü esas alan tıp bilimidir.</h4>
<h4><strong> </strong><strong>Cildimizin saat ayarını hangi faktörler bozar? </strong></h4>
<h4>Bu saatin, ritmin şaşması (keyfimize göre müdahale ediyorsak), iç saatin aksi yönünde hareket etmek ciltte stres yanıtı oluşturur; sistemde de hatalar, aksamalar ve zaman içerisinde arızalar ortaya çıkar. Stres, genellikle stres hormonu olarak bilinen kortizolün aşırı üretimine neden olur. Yüksek kortizol seviyeleri, cildimizde yıkıma yol açar. Cildin bariyer gücünü zayıflatır, kurutur, kollajenlerini parçalar, yaşlandırır, kaşındırır, kızartır, göz altları ödemlenir, ışıltısı kaybolur; özetle yakıp yıkar! Eee daha ne olsun!..</h4>
<h4><strong> </strong><strong>Güneşe evet, direkt etkisine hayır!</strong></h4>
<h4>Ultraviyole (UV), yani güneş ışığı cildimizin karşılaştığı en büyük günlük etkidir. Evet, güneşli bir hayat yaşamalı ama direkt etkisinden kaçınmalıyız. Güneş dışında güneşi taklit eden yapay ışık kaynakları (mavi ışık, dijital, elektronik aletler), düzensiz uyku, stres, beslenme bozukluğu, karbonhidratlı besinlerin aşırı tüketimi, gece yemeleri iç saat ayarını bozar. Yapay ışık kaynaklarını gören retina, beyin ve cilt henüz gündüz olarak algılar, kendini korumaya alır; gece onarım, yenileme programına geçemez.</h4>
<h4> <strong>Ritim bozulduğunda ne olur?</strong></h4>
<h4>Beynimiz adapte olabilen bir organdır ama ritim bozulduğunda, diğer organlardaki, cildimizdeki milyonlarca saat itiraz eder, alarm verir. Birkaç günlük saat şaşırmalarında ciltte solukluk, ışıltı kaybı izlenir. Bozukluk iki üç haftadan daha fazla sürerse egzama, akne, sivilce, saç dökülmesi, ciltte ışıltı kaybı, matlık, leke, döküntü, yaralar ve benzeri medeniyet hastalıkları gelişir, var olan hastalıklar şiddetlenir. Gün döngüsünün ileri saymasıyla biyolojik yaşlanma hızlanır hatta DNA hasarına bağlı kansere bile neden olabilir. Yine, günde bir-dört saat arasındaki uyku eksikliğinin, beslenme düzensizliklerinin sağlıklı kişilerde pek çok biyolojik sistemi etkilediği yapılan çalışmalarda bildirilmiştir.</h4>
<h4> <strong>Cildimiz için ne zaman ne yapmalıyız?</strong></h4>
<h4>Öncelikle bu sorunun basit bir yanıtı yoktur.  Hiçbir tedavi, ürün, uygulama tek başına yeterli değildir. Kozmetik bilimi, cildi korumak ve oluşan hasarı onarmak için en son teknolojilere dayanan eksiksiz çözümler önermektedir. Ancak, cildimiz sağlığımızın, sağlıklı yaşam ve yaş almamızın göstergesidir. Bunun için dört temel faktöre dikkat etmeliyiz. Bunlar; uyku düzeni, beslenme, stres yönetimi ve hormonal düzendir.</h4>
<h4><strong> </strong><strong>Sağlıklı yaşamı bir yaşam  biçimi olarak benimseyin; </strong>genetik ve çevresel risklerinize (ekspozomunuza) önem verin, risklerinizi  en aza indirecek yaşam biçimini seçin. Uyku düzeni ve hijyenine dikkat edin. Cilt hücrelerinin yenilenmesi, onarımı, arınması gece geç ve sabah erken saatlerde (23:00-03:00) en yüksek seviyededir. Gündüz bu program çalışmaz; hücreler, gün ışığı ile birlikte koruma programına geçer. Cildimizde uyku eksikliğinin telafisi yoktur. Desteklemek için ciltte DNA onarımını, kollajen üretimini uyaran, onaran ürünler kullanabilir ve uygulamalar yaptırabilirsiniz. Önerilerim, sabahları antioksidanlar ve koruyucu ürünleri; geceleri ise DNA onarım enzimleri, retinoidler ve diğer büyüme faktörleri, peptitler gibi onarım ürünlerini kullanmaktır. Cilt güçlendirici beslenme planı uygulayın. A, B, C, D, E gibi alfabe vitaminlerden, antioksidan, mineral ve kollajen desteklerinden yararlanın.</h4>
<h4><strong>Mutlaka güneşten korunun;</strong> yaz kış her mevsim, güneş koruyucu ürünler kullanın.  Cilt, UV ve DNA hasarına karşı melanin üretimini artırıp leke oluşturarak ve diğer koruyucu antioksidan sistemlerini aktive ederek savaşır. Beslenmenize önem verin ve takviyelerle cildin doğal antioksidan gücünü artırın. Güneş koruyucunuzun altına, sabah antioksidan (tercihen C vitamini) serumlar kullanın. UV ışınlarının ciltte oluşturduğu zararlı etkiler günün farklı saatlerine göre değişir. Doğal antioksidan koruma sabah 07:00-11:00 arasında en yüksek seviyededir. Sabahın erken saatlerinde UV radyasyonu ciltte daha hızlı ve flaş zararlı etki (güneş yanığı, kızarıklık, yangı gibi) oluştururken öğleden sonra daha hafif etkiler. Dışarıda geçirdiğiniz saatlere dikkat edin. Ayrıca yapay ışık kaynaklarından da korunun. Dijital detoks uygulayın.</h4>
<h4><strong>Stres hormonu k</strong><strong>ortizol,</strong> sabah uyandıktan hemen sonra günün en yüksek düzeyine ulaşır. Akşam, uyku öncesi en düşük seviyededir. Geceleri kortizol seviyesinde düşme, nem kaybı, ısı artımı ile birlikte egzama, kızarıklık-pullanmayla giden yangısal cilt hastalıklarında alevlenme, kaşıntı, pullanma, kızarıklık şiddetinde artma olur. Bu nedenle tedavide, kortizonlu kremler genellikle gece, koruyucu/bariyer onarıcı kremler ise gündüz veya gece-gündüz bir arada kullanılmalıdır.</h4>
<h4><strong>Cildin koruyucu bariyeri,</strong> günün erken saatlerinde mekanik direnci en az, en nemsiz ve en az yağ içeriğine sahiptir. Gün içinde güçlenmeye başlar, öğleden sonra en güçlü, en yoğun nemli ve yağ içeriğinin en yüksek seviyede olduğu zaman dilimidir. Gece boyunca tekrar nemini, mekanik gücünü kaybeder. Bu döngü, cilde uygulanan ürünlerin (nemlendiriciler, kortizonlu kremler gibi kozmetik ve/veya medikal ürünler) daha fazla emilmesini ve etkilerinin artmasını sağlar. Günün erken saatlerinde bariyer fonksiyonları tekrar güçlenmeye başlar; öğleden sonra en güçlüdür.  Gece cilt bakım rutininize cildin bariyer gücünü artırıcı, yoğun nemlendiricili hiyalüronik asit, pantenol, seramid gibi aktif bileşenli nemlendiriciler ekleyin. Sabah UV ışınlarına karşı gücünü artırmak için UV koruyuculu güçlendiriciler kullanın.</h4>
<h4><strong>Cildin kan akımı</strong> öğleden sonra artar, gece en üst seviyeye ulaşır. Bu durum, dıştan kullanılan ürünlerin hem etkinliğini hem de yan etkisini artırır. Ciltte daha hızlı etki gelişirken kan dolaşımına da daha fazla geçebilir.</h4>
<h4><strong>Yağ bezlerinin üretimi</strong> gece azalır, sabah saat 04:00’da en düşüktür. Sabah yağ salgısının az olması; ciltte kuruma, pullanma, incelme, hassasiyet ve kaşıntıyla sonuçlanır.  Bu nedenle, cildi, sabah doğal yağ içeriğini yok eden temizleyicilerle yıkamak uygun değildir, su ile yıkanması ya da çok yumuşak temizleyicilerin kullanılması önerilir. İlerleyen saatlerde cildimiz güneşten ve çevresel saldırganlardan korunmak için yağ üretimini hızla artırır;  saat 12:00-15:00 arasında zirve yapar.<sup>  </sup>Yağ bezlerinin en yoğun olduğu bölge, yüzde parlamalara sebep olabilir. Aşırı yağ salgısı yumuşak bir peçeteyle alınabilir. Günde iki kezden fazla yıkamak uygun değildir.  Akşamları ise sabah saatlerinden farklı olarak aşırı sebumu, toksinleri, makyaj kalıntılarını ve çevresel kirlilikleri arındıran daha yoğun bir temizleyici kullanılmalıdır.</h4>
<h4><strong>Cildin ısısı</strong> geceleri, uykuda en yüksek düzeydedir. Sabah erken saatlerde düşer, öğleden sonra tekrar artmaya başlar. Cilt ısısında yükselme sonucu su kaybı artar; cilt nemini kaybeder, kurur. Bu nedenle mutlaka cildin içeriden ve dışarıdan nemlendirilmesi gereklidir. Ayrıca yatak odasının ısısı çok yüksek olmamalı ve iyi havalandırılmalıdır.</h4>
<h4><strong> </strong>Şu an cildinizin nasıl göründüğünü ve gelecekte ne durumda olacağını düşünüyorsanız,  adres dermatoloğunuz; ayrıntılar ise hekiminizin sağlıklı yaşam, cilt kalitesinin korunması ya da iyileştirilmesi için yapacağı size özel uygun tedavi planlamasıdır.</h4>
<h4><strong> </strong><strong>Kaynaklar</strong></h4>
<h6>Eken A. Cildime Neler Oluyor? 2020. p.197.</h6>
<h6>J Clin Aesthet Dermatol. 2019;12(9):42-4.</h6>
<h6><a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Lyons%20AB%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=31641418">Lyons</a> AB, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Moy%20L%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=31641418">Moy</a> L, <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=Moy%20R%5BAuthor%5D&amp;cauthor=true&amp;cauthor_uid=31641418">Moy</a> R, Tung R.  Circadian rhythm and the skin: a review of the literature. J Clin Aesthet Dermatol. 2019;12(9):42-5. PMID: 31641418</h6>
<h6>Matsui MS, Pelle E, Dong K, Pernodet N. Biological rhythms in the skin. Int J Mol Sci. 2016;17(6):801. PMID: 27231897</h6>
<h6>Sherratt MJ, Hopkinson L, Naven M, Hibbert SA, Ozols M, Eckersley A, et al. Circadian rhythms in skin and other elastic tissues. Matrix Biol. 2019;84:97-110.  PMID: <strong>31422155</strong></h6>
<h6></h6>
<h4></h4>
<h4></h4>
<br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aleveken.com/blog/kis-mevsiminde-cildinizi-sabotaj-faktorlerinden-korumak-icin-7-oneri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk &amp; kuru hava cildinize zarar verir… Kolayca uygulayabileceğiniz  küçük değişiklikler ile önleminizi alabilirsiniz…</title>
		<link>https://www.aleveken.com/blog/soguk-kuru-hava-cildinize-zarar-verir-kolayca-uygulayabileceginiz-kucuk-degisiklikler-ile-onleminizi-alabilirsiniz/</link>
		<comments>https://www.aleveken.com/blog/soguk-kuru-hava-cildinize-zarar-verir-kolayca-uygulayabileceginiz-kucuk-degisiklikler-ile-onleminizi-alabilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2018 05:09:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Alev Eken]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik danışma]]></category>
		<category><![CDATA[kuru cilt]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aleveken.com/?p=1160</guid>
		<description><![CDATA[Mevsim değişikliklerinde cildiniz ne olduğunu anlayamayabilir; ışıltısını, nemini kaybeder. Özellikle de ılık yaz aylarından soğuk, rüzgarlı, kuru kış aylarına geçiş genelde cildinizin mat ve olduğundan daha yaşlı görünmesine sebep olur. Zaman zaman akne ve egzama gibi cilt problemlerinin görülmesi de kışın ciltte yarattığı etkiler nedeniyle olabilir. Mevcut cilt bakımı  rutininizde  yapacağınız birkaç değişiklik ve edineceğiniz...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4>Mevsim değişikliklerinde cildiniz ne olduğunu anlayamayabilir; ışıltısını, nemini kaybeder. Özellikle de ılık yaz aylarından soğuk, rüzgarlı, kuru kış aylarına geçiş genelde cildinizin mat ve olduğundan daha yaşlı görünmesine sebep olur. Zaman zaman akne ve egzama gibi cilt problemlerinin görülmesi de kışın ciltte yarattığı etkiler nedeniyle olabilir. Mevcut cilt bakımı  rutininizde  yapacağınız birkaç değişiklik ve edineceğiniz birkaç yeni alışkanlık, kuru ve soğuk havanın cildinizde yaratacağı sıkıntılarla başa çıkmanızı sağlar; cildiniz  yıl boyu ipeksi bir pürüzsüzlük ile devam eder.</h4>
<h4>Soğuk &amp; kuru havalarda kolayca uygulayabileceğiniz cilt bakımı ipuçları:</h4>
<ol>
<li>
<h4><strong> Isıtmayı abartmayın.</strong>Soğuk kış havalarında iç mekanların ısıtılması aslında doğal bir ihtiyaçtır; ama iç mekanlarda termostatın seviyesinin iyice yükselmesi havanın kurumasına, cildin de çok daha fazla kurumasına yol açar. Sonuç olarak cildiniz kaşınır, kurur, pul pul dökülür ve kendinizi rahatsız hissedersiniz.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Yaşadığınız ortamları nemlendirin.</strong>Nem derecesini %45-55 arasında ayarlayın ve cildinizin kurumaması için havaya yeterli nemi kazandırın. Yaşadığınız ortamlarda soğuk buhar aleti kullanın;  nemli havlu, su dolu bir kap yerleştirin.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Duş zamanını kısıtlayın.</strong>Soğuk sabahlarda şöyle uzun sıcak bir duş, kendinizi cennette hissettirebilir. Ancak, ciltteki su ve doğal yağları da alıp götürür, cildinizi kurutur.  Banyo veya duş zamanınızı günde sadece bir kez ve 5 dakika ile sınırlayın.  Su sıcaklığı vücut ısısı sıcaklığında ya da ılık olmalıdır. Aşırı sıcak ve soğuk sular, vücudumuzun koruyucu lipit tabakasını bozar.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Sert sabunlardan kaçının.</strong> Kişisel bakımınızda, pH 5.5 olan yumuşak bir sabun veya jel/sıvı temizleyiciler kullanın;  kullandığınız miktarı da en aza indirin. Bol ılık suyla ciltten uzaklaştırın. Deodorantlı ve anti bakteriyel sabunlar cildinize çok sert gelebilir ve cildinizin doğal nem bariyerini etkilerler.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Yoğun içerikli nemlendirici kullanın.</strong>Duştan sonra vücudunuzdaki suyu havluyla sertçe silmek yerine suyun sadece emilmesini sağlayın. Daha sonra cildiniz hala nemliyken bir nemlendirici sürün. Hem ölü cilt hücrelerinin nazikçe ciltten atılmasını sağlayan hem de nemi hapseden bir formül tercih edin. Kışın, losyondan ziyade krem kullanın ve içeriğinde seramid, squalen, hiyaluronik asit olmasına dikkat edin. Seramidler cildin dış tabakasında doğal olarak bulunur ve nemin muhafaza edilmesinde ve cildin nem bariyerinin tazelenmesinde etkilidir. En az günde bir kez düzenli olarak uygulamak gereklidir. Ayrıca, dışarı çıkarken, deri baryerini korumak için, cildinizi nemlendirin. Soğuk, kuru ve rüzgarlı havalarda nemlendiricileri (gündüz güneşten koruyuculu)  dışarı çıkmadan 20-30 dakika önce uygulayın, yağlı kremleri tercih edin. Soğuk havalarda su içeriği fazla olan ürünler sürüp, hemen soğuk havaya çıkarsanız ıslak deride kuruma artacaktır. Cildinize hiçbir şey sürmeden öylece dışarı çıkarsanız, rüzgâr ve soğuk yüzünden cildinizde çok küçük çatlaklar oluşur ve bu da kızarıklığa, cildinizin kurumasına ve hasara ( eksema) yol açar.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Ellerinize ekstra ilgi gösterin.</strong>Ellerinizi her yıkamadan sonra nemlendirin. Bildiğimiz el antiseptikleri yerine içinde nemlendirici ya da losyon olan kombinasyonlu el antiseptikleri kullanın.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Ayak tabanı ve topuklarınızı yumuşatın.</strong>Kullandığınız vücut losyonu ayak bakımı için yeterli olmayabilir. Sert, kuru ayak derisinde etkili olabilecek daha yoğun bir krem faydalı olacaktır.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Yüzünüze daha az peeling yapın.</strong>Cildinizi tahriş etmemek için peeling ve maske uygulamalarını daha az sıklıkta yapın. Daha çok nemlendirici ve vitamin içeren maskeler kullanın.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Seçiminizi her zaman parfüm ya da boya içermeyen ürünlerden yana kullanın.</strong>Parfüm ya da boya içermeyen ürünler kullanırsanız günlük cilt bakım ürünlerinde sıklıkla görülen tahriş edici maddelerden de kaçınmış olursunuz.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Giysileriniz yumuşak olsun.</strong> Açıkta kalan cildinizi soğuk, rüzgar ve kuru havadan eşarp, şapka ve eldiven gibi giysilerle koruyun. Giysiler, soğuk ve kuru havanın ciltten nem çekmesini engeller. Cildinizle doğrudan temas edecek yün ya da polyester gibi aşındırıcı, tahriş edici, kaşındıran kumaşlardan kaçının. Özellikle de cildinizle doğrudan temas halinde ise, pamuk gibi yumuşak kumaşları tercih etmeniz gerekir.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Beslenmenize dikkat edin.</strong>Yüksek antioksidan içerikli koyu renkli meyve ve sebzeler (ıspanak, kırmızı lahana, balkabağı, nar iyi seçeneklerdir) ve omega-3 yağ asitlerinden zengin gıdalarla (büyük balıklar özellikle somon, zeytin ve zeytin yağı, fındık  ve ceviz gibi yağlı tohumlar, keten tohumu, omega 3 kaynaklı yumurtalar) beslenin ya da besin takviyesi olarak omega-3 içeren ürünler kullanın.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Bol su için.   </strong>Ortalama, 20 kg vücut ağırlığına karşı 1 litre su tüketin. Suyunuzun pH seviyesine dikkat edin; pH 7 ve üzeri suları tercih edin.</h4>
</li>
<li>
<h4><strong> Sigara ve alkol tüketmeyin. </strong>Sigara ve alkolün kendisi cildinizi daha da kurutur. Sigara içilen yerlerde bulunmayın.</h4>
</li>
</ol>
<h4>İnatçı, kuru cildiniz size çok rahatsızlık vermeye başladıysa, profesyonel yardım almayı deneyin. Dermatoloğunuz cilt tipinizi analiz edip size özel bir bakım programı oluşturabilir. Bazı durumlarda aşırı kuru cilt, diyabet, böbrek sorunları ya da tiroidin az çalışması gibi daha ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.</h4>
<h4></h4>
<h4><strong> </strong></h4>
<h4><strong> </strong></h4>
<h4><strong> </strong></h4>
<h4><strong> </strong></h4>
<h4><strong> </strong></h4>
<h4><strong> </strong></h4>
<h4><strong> </strong></h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aleveken.com/blog/soguk-kuru-hava-cildinize-zarar-verir-kolayca-uygulayabileceginiz-kucuk-degisiklikler-ile-onleminizi-alabilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dondurucu soğuklarda dışarıda donmaları nasıl engelleyebilirsiniz. Top 7 öneri</title>
		<link>https://www.aleveken.com/genel/dondurucu-soguklarda-disarida-donmalari-nasil-engelleyebilirsiniz-top-7-oneri/</link>
		<comments>https://www.aleveken.com/genel/dondurucu-soguklarda-disarida-donmalari-nasil-engelleyebilirsiniz-top-7-oneri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2015 08:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Alev Eken]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[donma]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aleveken.com/?p=1335</guid>
		<description><![CDATA[Dondurucu soğuklar geldiğinde, cildinizi soğuk havanın taşıdığı sağlık risklerinden korumanız gerekir. Cilt –ve bazen cilt altındaki doku- soğuk havaya uzun süre maruz kaldığında donar. Donmanın sonuçları dokunun ne kadar uzun süre soğuğa maruz kaldığına ve ne derece donmuş olduğuna bağlı olarak değişir ve bu ciltte şiddetli hatta kalıcı hasarlara sebep olabilir. Vücudu sıcak tutmaya ve...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu soğuklar geldiğinde, cildinizi soğuk havanın taşıdığı sağlık risklerinden korumanız gerekir. Cilt –ve bazen cilt altındaki doku- soğuk havaya uzun süre maruz kaldığında donar. Donmanın sonuçları dokunun ne kadar uzun süre soğuğa maruz kaldığına ve ne derece donmuş olduğuna bağlı olarak değişir ve bu ciltte şiddetli hatta kalıcı hasarlara sebep olabilir.</p>
<p>Vücudu sıcak tutmaya ve donmayı önlemeye yardımcı öneriler;</p>
<ol>
<li>Giysileriniz bol, hafif, rahat katlar halinde olsun: Bol, hafif ama kat kat giyindiğinizde bu ince katlar sıcak havanın hapsedilmesini sağlar. Giydiğiniz ilk katı sentetik kumaştan olmalıdır, böylece cildinizdeki nem hapsolup dışarıda tutulur. İkinci kat yalıtım sağlamalı, yani yün ya da tüylü kumaş benzeri materyaller tercih edilmelidir. Bu tür kumaşlar vücut ısısını örneğin pamuklu kumaşlara nazaran çok daha iyi korurlar. En üst kat ise rüzgar geçirmeyen ve su geçirmeyen nitelikte olmalıdır. Bacaklarınızı da kapatan bir mont ve kayak pantolonları soğuk havada dışarıda yapacağınız faaliyet boyunca vücudunuzun kuru ve ılık olmasına yardımcı olur.</li>
<li>Ayaklarınızı ve ayak parmaklarınızı koruyun: Ayak ve ayak parmaklarınızı korumak için iki kat çorap giyebilirsiniz. İlk çorap, yani cildinizle temas halinde olan çorap nem-tutan bir kumaştan yapılmış olmalıdır. Bunun üzerine yün, ya da yün karışımlı bir çorap daha giyin. Giydiğiniz botların da yeterli yalıtımı sağlaması önemlidir. Botlar su geçirmez olmalı, ayak bileklerinizi de korumalıdır. Ancak ayağınızı hiçbir şeyin sıkmaması gerekir, çünkü aşırı sıkılık donma riskini arttıracaktır.</li>
<li>Başınızı koruyun: Kulaklarınızı ve başınızı korumak için de yün ya da tüylü kumaşlardan yapılma bereler kullanın. Aşırı soğuk bir günde dışarıda olmanız gerekiyorsa yüzünüzü atkıyla ya da yüz maskesiyle kapatın. Böylece soluduğunuz havayı daha ılık hale getirip burnunuzun ve yüzünüzde soğuk ısırmasını engellersiniz.</li>
<li>Ellerinizi koruyun: Ellerinizi soğuktan korumak için yalıtıcı eldivenlerden yararlanın.</li>
<li>Botlarınıza ya da giysinize kar girmediğinden emin olun: Çünkü ıslak kıyafetler donma riskini arttırır. Dışarı çıkmadan önce, botlarınıza ya da kıyafetlerinize karın giremeyeceğinden emin olun. Dışarıdayken terlemeye başlarsanız, dışarıda yaptığınız işi yavaşlatın ya da ceketinizin fermuarını birazcık aralayın.</li>
<li>Susuz kalmayın: Susuz kalmak da donma riskini arttıran faktörler arasındadır. Susamasanız bile dışarı çıkmadan önce en az bir bardak su içip öyle dışarı çıkın. Dışarıda çalışacaksınız da kesinlikle öncesinde su ya da sporcu içecekleri gibi şeyler tüketin. Bir de alkolden uzak durun çünkü alkol de donma riskini arttırır.</li>
<li>Belirtileri tanıyın: donmanın erken yani en tedavi edilebilir halindeyken teşhis edilebilmesi için belirtileri doğru anlamak gereklidir. Kızarıklık, ısırma, yanma, zonklama, karıncalanma hissi donmanın ilk belirtileri arasında olup bunları uyuşma hissi takip eder. Böyle hissederseniz hemen içeri girmeye bakın.</li>
</ol>
<p>Donma belirtileri gösterdiğinizi düşünüyorsanız, yavaş yavaş vücudunuzun hissiyatını geri getirmeye çalışın.  Donma belirtileri gösteren cildi kesinlikle ovmayın ya da el ve ayakları hızlıca sıcak suya sokmayın; bunun yerine, ılık suyu veya ılık bir bezle müdahaleyi tercih edin. Cildiniz bunlardan sonra da bir şey hissetmiyorsa, ya da rengi griye döndüyse, vakit kaybetmeden acil servise gidin.</p>
<br />
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.aleveken.com/genel/dondurucu-soguklarda-disarida-donmalari-nasil-engelleyebilirsiniz-top-7-oneri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
