Kozmesötik Etken Maddeler

Kozmetiklerle İlaçlar Arası Ürünler

İnsanlar sağlıklı ve genç kalma arzusuyla sağlıklı beslenme, spor yapma ve estetik cerrahi işlemleri gibi çeşitli yollara başvurmaktadırlar. Bu durum, deri bakımına karşı etkili olan kozmetiklerin üretimlerinde ve tüketimlerinde de artışa neden olmuştur. Bu amaçla formüle edilen kozmetiklere hücre yenileyici, deriyi besleyici, kan dolaşımını arttırıcı, antioksidan ve ultraviyole filtre edici maddeler ilave edilerek bu maddelerin derinin yapı ve fonksiyonları üzerindeki olumlu etkilerinden yararlanılmaktadır. "Kozmesötikler" ya da "aktif kozmetikler" olarak adlandırılan bu yeni ürünler, kozmetiklerle ilaçlar arasında geniş bir yelpazede yer alırlar.

İlaç ↔ Kozmesötik ↔ Kozmetik
Cosmetics + Pharmaceuticals = Cosmeceuticals)

Kozmesötik tanımı ilk kez 1946'da bir FDA (Food and Drug Administration) elemanı tarafından kullanılmıştır. Daha sonra 1961'de, Kozmetik Kimyacılar Birliği Ulusal Bilimsel Kurulu kurucusu Raymond E. Reed tarafından da kullanılan bu terimi asıl popüler hale getiren ve açıklayan ise bir dermatolog olan Albert Kligman'dır. Dr. Kligman, bildirisinde neden böyle bir yeni tanıma ihtiyaç olduğunu, kozmesötiklerin tedavi edici maddeler içeremeyeceklerini, ancak statülerinin klasik kozmetik ürünlerden farklı olduğunu açıklamıştır. Kligman "Kozmesötiklerin Geleceği" isimli bir röportajında da "Son 20 yılda yapılan deri fizyolojisiyle ilgili araştırmaların, su dahil en basit bir maddenin bile cildin yapı ve fonksiyonlarını etkilediğini ortaya koyduğunu; 48 saat süreyle suya maruz kalan deride, sitokin salınımına bağlı hidrasyon dermatiti geliştiğini; elektron mikroskopik çalışmaların, suyun Langerhans ve mast hücre fonksiyonlarında değişikliklere neden olduğunu gösterdiğini; hidrasyon dermatitinin bir hastalık olduğunu ancak suyun yaşam kaynağı olduğu halde, bir ilaç ya da zararsız bir madde olmadığını" bildirmiş ve kozmesötikleri "fonksiyonel kozmetikler" veya "aktif kozmetikler" olarak isimlendirmeyi önermiştir. Vazelin üzerinde yapılan çalışmalar da bu maddenin deriyi fiziksel ve kimyasal etkilerden koruduğunu ve nemlendirici rol oynadığını belirlemiştir.

Klasik kozmetikler, T.C. Sağlık Bakanlığının 24.03.2005 tarih ve 5324 sayılı Kozmetik Yönetmeliğine göre, "Vücudun epidermis, saç, kıllar, tırnaklar, dudaklar, dış genital organlar gibi dış yüzeyleriyle dişlere ve ağız mukozasına uygulanmak üzere hazırlanan ve amacı ya da yan amacı bu kısımları temizlemek, korumak, iyi durumda muhafaza etmek, koku vermek, görünümü değiştirmek ve vücut kokularını gidermek olan, saç boyaları ve saç açıcıları da dahil bütün madde ve/veya ürünler" olarak; Amerikan Kozmetik Yasası (The Federal Food, Drug and Cosmetic Act)'na göre ise ‘'Dökülmek, serpilmek, ovulmak veya başka herhangi bir şekilde uygulanmak suretiyle vücudun veya vücudun herhangi bir kısmının temizlenmesi, güzelleştirilmesi, cazip hale getirilmesi veya görünüşünün değiştirilmesi amacı ile uygulanan preparatlar ve bunların elde edilmesinde kullanılan hammaddeler veya maddeler'' olarak tanımlanmıştır. Yıllar boyunca, kozmetiklerin derinin yapı ve fonksiyonlarını etkilemediği görüşü hakim olmuştur. Bu görüşün doğruluğu ve geçerliliği tartışma konusu olmuştur. Kozmetik ürünlerin, herhangi bir biyolojik aktivitelerinin olmadıkları düşünüldüğünden, FDA tarafından kontrol ve test edilmelerine veya onaya gerek yoktur.

İlaçlar, genel tanımlarıyla,"Bir hastalığın önlenmesinde, teşhisinde veya tedavisinde kullanılan, biyolojik olaylara etki eden preparatlar" dır. Her yeni ilaç FDA tarafından klinik olarak kontrol ve test edilmek, ardından onay almak zorundadır.

Kozmesötiklerin tanımı, kontrolü ve yasalarda yer alıp almaması tüm dünyada tartışılan bir konu olup henüz bir fikir birliğine varılamamıştır. Kozmesötikler, FDA da dahil olmak üzere hiçbir regülasyonda yasal olarak yer almamaktadır. Yasal bir tanımları olmamakla birlikte kozmesötikler, "İstenilen kozmetik sonuca gösterdikleri fizyolojik etki ile ulaşan, deri ve deriye bağlı oluşumların yapı ve fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyen, biyolojik aktivitesi olan veya olduğu iddia edilen madde ve ürünler" olarak tanımlanabilir. Amerika'da "kozmesötik", Avrupa'da "dermo-kozmetik", Japonya'da "ilaç benzerleri (quasi drugs)" olarak isimlendirilmiştir. Önceleri; alfa-hidroksi asitler, antioksidanlar, vitaminler, seramitler, proteinler, bitkisel ekstreler, güneş filtreleri gibi az sayıda ürünü kapsıyordu. Bugün ise antidandruff ürünler, deodorantlar, depilatuvarlar ve saç dökülmesine karşı uygulanan bileşikler gibi pek çok kozmetik amaçlı ürün kozmesötikler şemsiyesi altında yer almaktadır(Tablo 1). Bu ürünler ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde OTC (over-the-counter/tezgah üstü reçetesiz satılan ilaç) kategorisinde yer almaktadır.

Kozmesötikler, vitaminlerden enzimlere kadar çok geniş bir etken madde grubuna sahiptir. Tablo 2'de mevcut pazarda yer alan kozmesötik maddelerin temel 10 etki mekanizması ve etken madde örnekleri yer almaktadır. İdeal olarak tamamlanmış bir kozmesötik formulasyon, bu fonksiyonlardan mümkün olduğu kadar fazlasını tek bir üründe toplamalıdır. Diğer bir değişle maksimum sinerji ile en iyi sonuç elde edilmeye çalışılmalıdır. Çünkü tüketiciler bu mekanizmalardan çoğuna aynı zamanda ihtiyaç duyarlar ve birden fazla ürünü bir arada uygulamak kullanışsızdır. Günümüzde kullanılmakta olan kozmesötikler, bu 10 kategoriden birinde yer almaktadır.

Kozmesötiklerin önemli etkilerinden biri stratum korneumun bariyer fonksiyonlarıyla ilgilidir. Nemlendiriciler, stratum korneumun nem oranını artırarak deriye daha gergin ve pürüzsüz görünüm kazandıran, derinin doğal nemlendirici mekanizmalarına benzer kompleks bileşiklerdir. Deri üzerinde ince bir film tabakası oluşturarak deriyi dış etkenlere karşı korurlar. Kozmetik pazarındaki etkili nemlendiricilerin çoğu vazelin, silikon, propilen glikol, mineral yağı ve gliserin gibi maddeleri içerirler. Formülasyonlarına farklı işlevleri olan diğer aktif maddeler (Tablo 1) ilave edilerek derinin ihtiyaçları karşılanmaya çalışılır.(Bkz. s.8-16)

Retinoidler, spesifik reseptörlere bağlanma sonrası biyolojik etkinliğe sahip olan bir grup orijinal bileşiği tanımlar. Kozmesötik nemlendiricilerin yapısında bulunan en popüler maddeler olup vitamin A'nın doğal ve sentetik türevleridir. Fotoyaşlanmanın önlenmesinde ve tedavisinde altın standart olarak kabul edilmişlerdir. (Bkz. s.17-22)

Kleopatra'nın süt banyoları ve şarapla yaptığı güzellik kürleri, portakal posasının yüz maskesi olarak kullanılması, kullanıcının cildini daha pürüzsüz ve düzgün olmasını istemesi, genel olarak hidroksi asitler dediğimiz ürünlerin keşfini sağlamıştır. Meyve asitleri olarak da adlandırılan bu maddelerin antiaging ve eksfoliyasyon özellikleri vardır. Glikolik, laktik, malik asit gibi eski alfa-hidroksi asitler, laktobiyonik asit gibi daha yeni polihidroksi asitlerin önünü açmıştır. Laktobiyonik asit eş zamanlı olarak humektan, antioksidan, eksfoliyant olarak davranan çok işlevli bir kozmesötik maddedir. (Bkz. s.23-28)

Kozmesötik Etken Maddeler Kitabı