Cildinizi Kırıştırmayın

Maksimum Bakım ve Güzellik Günlüğü

Değişmeyen giysimiz cildimiz....

Cildimiz, yaşamımız boyunca değiştirme olanağı olmayan tek giysimizdir. Bizimle doğar, bizimle yaşar. Hepimiz pürüzsüz, kusursuz, ipekten bir giysiyle dünyaya geliriz. Bunun değerini çok iyi bilmeli, cildimize ihtiyaç duyduğu gerekli bakımı ve özeni göstermeliyiz. Yaşamda asıl olan "onarmak değil, yıpratmamaktır".

Cildimiz, sağlığımız, ruhsal durumumuz ve ona davranış şeklimizi gösteren bir vitrindir. Hepimiz, aynı temel deri yapısına sahibiz, fakat her birimiz farklı genetik şifreler taşırız. Derimizin kuruluğu, hassasiyeti, akneye olan yatkınlığımız ve yüzümüzdeki kırışıklıklar vücudumuzun eşsiz yaşam şifresi DNA'larımıza kalıcı olarak basılmıştır. Önemli olan cilt tipimizi tanıyıp, onun istek ve ihtiyaçlarına göre doğru bakımın uygulanmasıdır.

Güzel bir cilt satın alınamaz, ancak cildimiz dışarıdan yaptığımız bakımı ve gösterdiğiniz özeni takdir eder. Düzensiz beslenme, aşırı diyetler, stres, alkol veya sigara kullanımı, antioksidan ve vitaminleri yeterince kullanılmaması gibi içten verdiğiniz zararların bedelini de öder. Karşı koyamadığımız zaman da hızla ilerler, cildimiz zamanın izlerini yansıtır. Yaşla birlikte cildin kendini yenileme yeteneği git gide yavaşlar. Böylece cildin bakım günlüğüne ilave ürünler (yaşlılık önleyici ve tedavi edici ürünler) gerekir.

Cildimiz bizim için aynı anda pek çok görevi bir arada hiç yorulmadan üstlenir. Biz ise çoğu zaman onun yıpranabileceğini göz önünde bulundurmaz, katkıda bulunmak için hiç çaba göstermeyiz. Oysa cildin günlüğündeki işlerin listesi çok uzun ve yorucudur.

Cildimiz, vücudumuzu sararak bizi dış çevreye karşı (güneş ışınları, duman, is, rüzgar, soğuk, kimyasal maddeler, bakteriler, mantarlar vb.) korur. Solunuma katkıda bulunur, bazı toksik maddelerin dışarıya atılmasını (terleme yoluyla) sağlar. Bir termostat gibi beden ısısını sabit tutar; basıncı kaydeder. Aynı zamanda bir duyu organı olarak görev yaparak ruhsal durumumuzu ve sağlığımızı yansıtır.

Doğa bize cildimizi korumak için her türlü imkanı sunmuş ve vücudumuzu saran, bizi çevresel saldırılardan koruyan giysinin üzerine ince bir manto giydirmiştir. Bu mantoyu sebum (yağ salgısı), ölü hücre artıkları ve terden oluşturmuştur. Bu doğal koruyucu tabaka, cildimizi her an nemli ve yağlı tutar, su kaybını engeller, pürüzsüz bir görüntü sağlar, kırışmayı önler.

Cildimizin derinliklerinde kolajen ve elastik liflerden oluşmuş bir ağ yapısı ve yağ yastıkcıkları vardır. Bu yapılar cildimize dayanıklılık, gerginlik ve esneklik verir; sarkmaları önler. Çevresel faktörler (serbest radikaller, güneş ışınları, sigara dumanı, kimyasal maddeler gibi) bu destek liflerine acımasız davranırlar. Güneş, cildimize bir kez deydiğinde bile oluşacaklar sizi korkutmaya yeter. Güneşe bağlı yaşlanmayla deri altı destek dokusundaki liflerin hasarlanması, yüzeyel ve derin kırışıklıklara, cildin sıkılığını ve esnekliğini kaybetmesine neden olur. Ayrıca doğal yaşlanma sürecinde, 40 yaşından itibaren bu lifler incelir, yeniden yapılamaz ve onarılamaz. Yaşlanan ciltte hücreler daha yavaş yenilenir, kolajen ve elastinin yapımı ve parçalanması değişir, ara dolgu maddesi hiyaluronik asit yetersiz hale gelir. Bütün bu değişiklikler sonucu su kaybı belirginleşir, cilt kurumaya başlar, kırışıklıklar, sarkmalar, elastikiyet kaybı kendini gösterir.

İnsan, doğası gereği her zaman daha genç ve güzel olmak ister. Yaşantımızın her gününde sağlıklı, genç, pürüzsüz ve ışıltılı bir cilde sahip olmak için, cilt bakımında en iyi sonuçlar sağlayacak programı başlatmak önemlidir. Daha çok erken veya geç demeden ...

  • Cildinizi iyi tanıyın, ona zaman ayırın
  • Bakım günlüğü oluşturun
  • Cildinizi iyi temizleyin
  • Nemlendirin
  • Güneşten ve diğer çevresel faktörlerden koruyun

Cilt bakımı, her sabah ve akşam temizleme ve nemlendirme amacıyla yapılır. Bu amaçla kullandığımız ürünler cildin su ihtiyacını karşılar, serbest radikallerle savaşır, cildi yapılandırır ve korur. Ancak, sadece dışarıdan sürülen ürünler doğru bir cilt bakımı için yeterli olmaz. Sağlıklı yaşamı bir yaşam biçimi olarak benimsemeden, kozmetik olanakları zorlayarak, düşlerimizdeki kusursuzluğa ulaşmak mümkün değildir.

Sağlıklı yaşamı bir yaşam biçimi olarak benimseyin.
Sağlıklı yaşam için

  • Genetik ve çevresel risklerinize önem verin; risklerinizi en aza indirecek yaşam biçimi seçin ve sağlık desteklerinden yararlanın.
  • Yeterli ve dengeli beslenin, daha az kalori daha az ve doğru yağları tüketin. Sebze ve meyve tüketimini artırın. beslenme destek ürünlerinizi vitamin ve mineral düzenli olarak kullanın.
  • Çok sıvı tüketin. Günde 8-10 bardak su için.
  • Düzenli egzersiz yapın. Düzenli ve ihtiyacınız kadar dinlenin.
  • Stresten korunun, hayatı sevgiyle karşılayın, gülümseyin.
  • Sağlıklı ruh sağlığı için ve stresle baş etme yolları için profesyonel destek alın.
  • Düzenli ve kaliteli uyuyun. Erken kalkıp, güne daha dinç başlayın.
  • Sigara içmeyin.
  • Alkollü içecekleri ve kafeini (sert kahve, koyu çay) az tüketin

Doğru ve dengeli besin maddelerini içeren bir diyet programı izlemek (antioksidan ve vitaminleri içeren meyve ve sebzeler, serbest yağ asitleri, proteinler vb), besin takviyesi "nutrikozmetik" tabletler kullanmak gereklidir.

Sağlıklı ve güzel kalabilmek için koruyucu bir çok önlem alınması gerekir. Bunlardan birisi de kozmetik ürün kullanımıdır. Son yıllarda derma-kozmetoloji alanında deri bakımı ve yaşlanmasını engellemek amacıyla pek çok çalışma yapılmakta, görsel ve yazılı basında pek çok haber yayınlanmaktadır. Tıp ve kozmetik dünyası insanların bu isteğini karşılamak için var gücüyle çalışıyor. Geçen her gün yeni yöntemler ve yeni uygulamalar geliştiriliyor. Basit, iyileşme süresi mümkün olduğunca kısa olan işlemler tercih ediliyor. Birbirinden farklı özelliklere sahip kozmetik ürünler ve uygulamalar cerrahi işlemi tercih etmeyenlerin kurtarıcı simidi olarak görünüyor. Medikal kozmetik denilen ameliyatsız estetik (örneğin botox ve dolgu enjeksiyonları) ile cerrahiye yakın sonuçlar alınabilmekte. Üstelik bu işlemlerin acısız ve kısa süren işlemler olduğunu da belirtmek isterim.

Sonuç olarak, cildi iyi tanımak ve bizden istediklerine kulak vermek gerekir. "Ne kadar çok reklam, o kadar satış demektir." cümlesi; reklamı çok yapılan ve pahalı olan bir ürünün iyi bir ürün olduğu anlamına gelmemelidir. Tam ve eksiksiz bir cilt bakım programı için, bir dermatologa danışarak, profesyonel destek alınmalıdır. Kişiler, doktorlarına güvenmeli, onları asla zorlamamalı, uygun tedavi planını onlara bırakmalıdırlar.

Bu kitabımda, hastalarıma ve konuya ilgi duyanlara faydalı olabilmek için, yaklaşık 20 yıllık deneyimlerimi paylaştım. Çok sayıda literatür bilgisinden yararlandım. Ayrıca "Kozmetik dermatoloji: Prensipler ve Uygulamalar, 2003" çeviri kitabımdan ve "Kozmesötik etken maddeler, 2006" isimli kendi yazmış olduğum kitabımdan alıntılar yaptım. Spor yapmanın, sağlıklı beslenmenin, antioksidanları kullanmanın, olumsuz çevresel faktörlerden kaçınmanın, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez olduğunu, cilt sağlığını ve güzelliğini korumak için kozmetik ürünlerden yararlanılması gerektiğini, ancak bu ürünleri "kutudaki umut" olarak değerlendirmemek gerektiğinin de göz önünde bulundurulmasını isterim.

Herkesin her yaşta genç, ışıltılı ve sağlıklı bir cilde sahip olması dileklerimle.

Alev Eken
2007,Ankara

Cildinizi Kırıştırmayın Kitabı