Bitmeyen Sorun Kıllar Kalıcı Çözüm Işıklı Epilasyon Sistemleri
İstenmeyen kıllar, hem kadın hem de erkeklerin sıklıkla çözüm aradığı sorunlardır. Bazen işaret edilmedikçe, farkına bile varılamayan incecik bıyık tüyleri, birkaç adet uzamış sakal kılları dahi bir bayanın özgüvenini sarsabilir. Keşke sorun sadece bu kadar olsaydı..... Ne yazık ki, gerçekten tıbbi teşhis ve tedavi gerektirebilen, ciddi kıllanma olgularının sayısı da az değildir. Nedeni veya ölçüsü ne olursa olsun, pek çok kişi kozmetik, sosyal, kültürel veya tıbbi (hirsutismus, kıl dibi iltihabı, kıl dönmesi gibi) nedenlerle tüylerinden kurtulma yöntemleri aramaktadır. Özellikle toplumumuzda bu alışkanlık, hem güzelliğin hem de temizliğin önkoşulu olarak kabul edilir.
Kıllanma tedavisinde kesin çözüm arayışları lazer (Ruby, Alexandrite, Nd:YAG, Diode gibi) ve yoğunlaştırılmış atımlı ışık (IPL) kaynaklarının kullanımını gündeme getirmiştir. Son on yılda lazer ve IPL teknolojilerin bu alanda kullanımı, kozmetik dermatolojinin en hızlı büyüyen uygulama alanı olmuştur. Her geçen gün daha etkili ve en az yan etkili hale getirmek için, mevcut olan sistemler geliştirilmekte ve yeni sistemler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Son yıllarda IPL sistemlerine ısı (HPL) ve radyofrekans sistemleri de eklenerek etkinlikleri arttırılmaya çalışılmıştır. Günümüzde ışıklı epilasyon sistemleri ile iyileşme oranı %70 olup, tam bir kılsızlık sağlayanamaz; kıl yoğunluğu çok azalır, kalan kıllar da yavaş uzar, incelir ve rengi açılır. Tekrar eden uygulamalarla etkinlik artar. Sonuçlar her hasta için önceden çok kesin bilinemez ve değişkendir. Önemli olan uzman doktor kontrolünde, cilt tipimize, sağlığımıza ve yaşam tarzımıza en uygun olan seçenekleri güvenle kullanmak; yağmurdan kaçarken doluya yakalanmamaktır.
İlk epilasyon lazerinin kabul edildiği 1996 yılından itibaren patlama şeklinde ışıklı epilasyon pazarı büyümekte ve pazara her an yeni teknikler ve cihazlar sunulmaktadır. Işıklı epilasyon sistemlerinin tümünün ortak çalışma prensibi, kıl kökündeki renk hücreleri/melanini hedef almaktadır. Derideki diğer melanin pigmentlerine zarar vermeksizin, tüylerin gövde ve kökünde bulunan melanin pigmentinde yeter derecede ısı oluşturarak, kıl köklerini etkisizleştirir; kılı köküyle birlikte yok eder. Milisaniyeler süresinde atış ile kıl kökünde seçici termoliz yapmaktadır. Kılın termolizi, kılın ısınıp, beslenmesi ve üremesini sağlayan dış kök kılıfını ısıtarak indirekt termal hasarına bağlıdır. Kıl kökü tarafından emilen bu enerji, ısıya dönüşerek kıl kökünü tekrar büyüyemeyecek şekilde tahrip eder. Kıl ne kadar koyu renkli ve kalınsa o kadar çok enerji tutar ve hasar da o oranda yüksek olur. Tüm ışıklı epilasyon sistemleri kıl gelişiminin geciktirip kılların daha zayıf ve azalarak çıkmasını sağlarlar.
Hangi sistem daha üstün ve başarılıdır?
Lazer ve IPL sistemlerinin her ikisi de insan derisinde benzer biyolojik etkiler oluşturur. Her bir ışık kaynağının kendine özgü avantajları ve dezavantajları mevcut olup, tecrübeli ellerde epilasyondaki etkinliğinde belirgin üstünlükleri yoktur. Gözlerin korunması açısından IPL cihazları daha güvenlidir; güneş gözlüğü kullanılması yeterlidir. IPL, koyu tenli kişilerde lazer epilasyon cihazlarına göre daha üstün; açık renk ve ince tüylerde daha etkilidir. Maksimum etki ve başarılı sonuçlar için bu sistemler kombine kullanılabilirler.
Hedefi belirleyen faktörler
İdeal bir lazer epilasyon adayı, 35 yaşını geçmiş, hormonal sorunu bulunmayan, beyaz-açık renk tenli, koyu-kalın kıllı bayanlardır. En zor hasta ise hormon bozukluğu saptanmasa da cilt tipi esmer-koyu olan, ayva tüylü, 25 yaş altı bayanlardır. Tüy rengi cilt renginden koyu olanlar en kısa sürede ve en az yan etki ile sonuca ulaşabilirler.
Lazer epilasyonun başarıya ulaşma oranı ve süresi kişisel faktörlere bağlı olarak değişir. Hepimiz farklı genetik, deri tipi, biyokimyasal ve hormonal yapıya sahibiz. Bu farklılıkları belirlemek için öncelikle tıbbi destek almalıyız. Bir deri hastalıkları uzmanına başvurarak, gerekli tetkikler yapılmalı; cilt tipi tayini, ışık duyarlılığı, kullanılmakta olan ilaçlar, geçirilmiş hastalıklar değerlendirilmelidir. Bazı özel durumlarda kalıcı epilasyon uygulanmaz ya da ertelenir; bazı kişilerde de epilasyonun hormon tedavisiyle desteklenmesi gerekebilir.
Deri tipimiz epilasyonun başarısını birincil olarak etkiler. Işık, beyaz tende fazla kayba uğramadan ilerlerken, siyah tenlilerde cilt üzerinde yayılarak yüksek ısı oluşur. Esmer tenlilerde, cildin ışığı tutma miktarı fazla olacağı için, ışığın dozunu azaltmak gereklidir. Bir cismin rengi ne kadar koyu olursa, ışığı o kadar fazla tutar ve ısıya dönüştürür. Kıl rengi de ne kadar koyu olursa, ışıklı epilasyon o ölçüde etkili olur. Melanin pigmentleri genellikle siyahtır ve ışığı tamamiyle absorbe etmeye yatkındır. Kızıl saçlı ve sarışınlarda melanin miktarı daha az olduğu için; epilasyondan sonuç alınması mümkündür, ancak daha uzun süre gerektirir. Beyazlaşmış tüylere gelince... Bunlar pigmentsiz tüyler oldukları için ışıklı epilasyonun her türü etkisiz kalır, başarısızdır.
Hangi teknik kullanılırsa kullanılsın kılların yaşam siklusu önemlidir. Kıllar aktif/anagen, ara devre/katagen ve pasif/dinlenme/telogen dönemden birinde bulunurlar. Yani bir dönem aktif olup, daha sonra dinlenirler. Ayrıca kıl kökündeki melanin daha çok anagen safhada aktif ve yoğun olduğundan, epilasyon lazerlerinin çoğu sadece anagen safhadaki kıllara etki edebilmektedir. Diğer dönemde bulunan tüyler epilasyondan etkilenmez. Vücudun farklı bölgelerindeki kılların anagen miktarı ve anagen süreleri değişkenlik gösterdiğinden, bölgelere bağlı olarak değişen aralarla ve çok sayıda tedavi seansı gerekebilmektedir. Bu nedenle tedavi aralıklarının iyi ayarlanması gerekir.
Uygulanan bölge, kılın kalınlığı ve kıl kökünün derinliği de tedavi sonucunu etkileyen faktörlerdir. Kalın ve derin yerleşimli kıllar, daha fazla enerji gerektirirler ve klasik dozlara yanıt vermeyebilirler. Kıllar, vücut bölgelerine göre farklı derinlik ve kalınlıktadır. Kıl köklerinin derinde olması lazer ışınlarının bazılarının köke kadar ulaşmasını engeller. Erkeklerde omuz, sırt ve göğüsde derinin kalın olması, kıl köklerinin daha derin ve uzun olması lazer ışınlarının köke ulaşmasını engeller. Koyu ve kalın kasık kıllarında da bazen etki zayıf olur. İnce açık renk kılların bulunduğu yüz epilasyonu her zaman sorunludur. Çok seans gerekmesi, kılların azalmaması ve hatta yeni kılların uyanması yüz bölgesinde en sık rastlanılan sorunlardır. Koltuk altı ve alt bacaklar her zaman en etkili ve en yüz güldüren bölgelerdir.
Işıklı epilasyon uygulaması, uzmanlık, bilgi ve deneyim ister. Bu cihazların doktor kontrolünde kullanımı gerekmektedir. Epilasyonu yapan kişinin, cilt tipini, tüylerin karakterini, anatomisini, fizyolojisini; ayrıca kullandığı tekniği çok iyi bilmesi ve hastaya da açıklaması gereklidir. Tıbbi bilgi eksiklikleri veya hastanın yanlış yönlendirilmesi, ne yazık ki istenmeyen, telafisi güç hatalara ve düş kırıklığına yol açabilir.
Uygulanıcak ışık miktarı ve sürenin doğru ayarlanması esastır.Bunu bir bakıma yemek pişirmeye benzetebiliriz. Her yemek ayrı ısıda ve sürede pişer. Yanlışlık yapılırsa ya çiğ kalır ya da yanar. Epilasyonda ışık ve sürenin ayarı da benzer sonuçlara yol açar. Ya epilasyon yetersiz olur, kıl kökü yerinde kalır ya da cilt yanar.
Işıklı epilasyon sistemleri güvenli midir?
"Lazer ve IPL teknolojileri" son 40 yıldır tedavi amaçlı olarak tıbbın her alanında (göz hastalıkları, varis tedavileri gibi), özellikle de dermatolojide yaygın olarak kullanılmaktadır. Çağdaş bir teknolojik tedavi yöntemidir. Lazerin ürettiği enerji bir dalga boyu ışıktır. Ultraviyole ya da röntgen ışınlarıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Cilde zarar vermeden geçerek kıl köküne ulaşan bu ışık, vücutta herhangi bir artık bırakmaz. Örneğin röntgen ışınları vücutta artık bırakmaktadır ve belirli bir zaman içerisinde çok alınırsa risk doğurabilmektedir. Ancak lazer ışığının vücutta bıraktığı herhangi bir artık yoktur ve dolayısıyla güvenlidir, ayrıca herhangi bir kanserojen etkisi şu ana kadar saptanmamıştır.
Dikkatli olun...
Işıklı epilasyondan önce ve sonra 2-4 hafta süreyle güneş ışığı ve solaryumdan kaçınılmalı, tedbir olarak güneşten koruyucu ürünler kullanılmalıdır. Koyulaşan cilt ışığı daha çok absorbe eder, yanıklara yol açar. Epilasyondan sonra güneş ışınlarına maruz kalmak lekelenmelere yol açar.
Günümüzde epilasyon amacıyla kullanılan lazerler ve IPL teknolojileri henüz kalıcı bir epilasyon gerçekleştiremelerine (seans sayısı ve uygulanan bölgeye göre değişmek şartıyla) karşın, diğer klasik yöntemlere (iğneli epilasyon) göre ağrısız olmaları, geniş yüzeylerin tedavisi için daha kısa süre gerektirmeleri nedeniyle bir çok insanın yaşam kalitesini yükselten, güvenilir, iyi birer alternatif olarak tercih edilebilirler.